0-850-8855519

Blog

17 May 2020

Yaz Aylarında Kırım Kongo Kanamalı Ateşi Hastalığı Artıyor

Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı ülkemizin önemli sağlık sorunlarından birisidir. Sağlık Bakanlığı verisine göre ilk defa görüldüğü 2002 yılında beri 11.000’den fazla insan KKKA hastalığına yakalanmıştır. Son yıllarda vaka sayısı azalmasına karşın yine de her yıl yaklaşık 400 kişi hastalanmaktadır. Ölüm oranı dünyada %4-20 arasındadır, Türkiye’de ise yaklaşık %4,7’dir.

KKKA’nın sık görüldüğü ülkeler

Türkiye: Yıllara göre vaka sayısı (T.C. Sağlık Bakanlığı)

Hastalık en sık kene tutunması ile bulaşmaktadır

KKKA virüsü kenelerden insanlara; kenelerin tutunmasıyla veya kenelerin çıplak elle tutulması, ezilmesiyle bulaşabilir. Virüs taşıyan çiftlik hayvanlarına doğrudan temas ile de bulaşabilir. Ayrıca KKKA hastalığı olan insanların kan, vücut sıvıları da bulaştırıcıdır.

Kene: Hyalomma marginatum

Hava sıcaklıklarının artması ile KKKA hastalığının görülme sıklığı artabilir

KKKA hastalığı ülkemizde her yıl mart ayında görülmeye başlamaktadır. Temmuz ve ağustos aylarında en üst düzeye ulaşmakta ve daha sonra ise vaka sayısı azalmaktadır. KKKA virüsü taşıyan keneler daha çok yüksek rakımlı (1000 metre) ve nemin az olduğu bölgelerde yaşamaktadır. Bu nedenle Yüksek rakımlı bölgelerde yaşayanlar KKKA ya karşı daha fazla risk altındadır. Keneler sahil kesimlerinde ve nemli alanlarda varlıklarını sürdüremiyorlar. KKKA daha çok orman alanı ile tarım alanlarının birleştiği bölgelerde görülmektedir. Hayvancılıkla uğraşanlar, çiftçiler, mezbaha çalışanları, sağlık çalışanları, veterinerler, kasaplar ve bu tür alanlarda gezenler, piknik yapan kişiler KKKA açısından risk altındadır.

Türkiye’de KKKA hastalığı neden ortaya çıktı?

Yapılan çalışmalara KKKA’nın sık görüldüğü bölgelerden toplanan kenelerde 2002 yılından önce daha farklı kene popülasyonu varken, 2002 yılından sonra Hyalomma cinsi kenelerin arttığı saptanmıştır. Bu artışın kesin nedenini belirlemek güçtür. İklim değişiklikleri ve küresel ısınma kene popülasyonundaki farklılaşmada etkili olabilir. 1995-2000 yılları arasında bölgede avcılığın yasaklanmış olması ya da sınırlı bir alanda yapılmış olması bu bölgede özellikle yabani hayvan popülasyonunun artmasına ve dolayısıyla kene popülasyonunun artmasında etkili olmuş olabilir. KKKA virüsü göçmen kuşlarla da ülkeler arasında taşınabilmektedir. Ağırlıklı faktörün özellikle kene popülasyonunun fazla olduğu yerlerin son dönemlerde tarıma açılması ve evde beslenen hayvanların bu bölgelerde beslenmesi ve sonra tekrar köylere yaşam alanlarına dönmeleriyle birlikte insanların kene ile temasının artması olduğu düşünülmektedir.

Ateş ve kanama başlıca bulgularıdır

Hastalıkta kuluçka süresi 1-13 gündür (ortalama 1-3 gün). KKKA kene tutunması veya hayvan teması sonrası, ani yükselen ateş, halsizlik, kırgınlık, kas ağrısı, kanama ve kusma şikayetlerinin ön planda olduğu klinik tablo görülür. Hastalarda boğaz ağrısı, baş ağrısı, ishal görülebilir.

Kene tutunma hikayesi her hastada olmayabilir

Kene tutunması kimi zaman fark edilemeyebilir, vakaların ancak %70’inde kene tutunma hikayesi vardır. Bu nedenle riskli alanlarda çalışanlar ile kırsal bölgelerde yaşayan kişilerde kene tutunma hikayesi olmasa bile ateş, halsizlik, bulantı, kusma ve kanama belirtileri mevcutsa KKKA akla getirilmeli ve mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurmalıdır.

Hastalığın spesifik tedavisi yoktur

Hastalığın gelişmesini önleyecek, insanlarda kullanılabilen bir aşı veya tedavisinde kullanılan spesifik bir ilacı bulunmamaktadır. Verilen tedaviler destekleyici tedavi niteliğinde olup, ne kadar erken tanı konulup, tedavi başlanırsa etkinliği artmaktadır. Hastalıkta ölüm oranı %5 diye önemsememezlik edilmemelidir. Özellikle geç kalan vakalarda, kanama, bilinç bulanıklığı olan, trombosit sayısı düşük olan hastalarda ölüm riski yüksektir.

Keneler tutunduğunda hemen çıkartılmalıdır

Kene tutunması fark edildiğinde, kene vakit geçirilmeksizin çıkartılmalıdır. Bu işlemin mutlaka bir sağlık kuruluşunda yapılması da gerekmemektedir. Keneler kesinlikle çıplak elle tutulmamalı, elle ezilmemeli, çıkarılmaya çalışılmamalıdır.

Riski alanlarda bulunduktan sonra vücut kene yönünden mutlaka kontrol edilmelidir

Keneler uçmaz, sıçramaz. Ağaçtan üzerinize düşmez. Genellikle yerde, tarlada, uzun otların, çalılıkların bulunduğu yerlerde yaşarlar. KKKA’dan korunmada kişisel korunma önemlidir. Özellikle KKKA’nın sık görüldüğü, kırsal bölgede yaşayanların tarla vb. yerlerde çalışırken açık renk giysiler giymeleri önerilir, böylece keneler rahatlıkla fark edilebilir. Ayrıca uzun giysiler giymeleri, pantolon paçalarını çorabın içine sokmaları, kene kovucu spreyleri giysilere sürmeleri kene tutunmasını önleyecektir. Tarla mera ve bağ-bahçe dönüşü sonrasında mutlaka vücut kene yönünden kontrol edilmelidir. Duş alınması da henüz tutunmamış kenelerin vücuttan mekanik olarak uzaklaştırılması sağlayacaktır.

İkinci yaklaşım ise hayvanların ilaçlanmasıdır. İlaçlanması gereken hayvan grubu büyük baş hayvanlardır, veteriner hekim kontrolünde büyük baş hayvanların keneye karşı ilaçlanmaları KKKA virüsü taşıyan kene popülasyonunu azaltacaktır.

Özellikle KKKA’nın sık görüldüğü yerlerde, KKKA’dan korunma önlemleri konusunda eğitimlerin düzenli olarak devam ettirilmesi ve bu eğitimlere katılmak önemlidir.

Kurban kesimi yapacak kişilere eğitim verilmelidir

Kurban Bayramının yaz aylarında gerçekleşecek olması nedeniyle KKKA vaka sayısında artış görülebilir. Ülkemizde kurban kesiminin kuralları gereği bu iş için ayrılmış yerlerde yapılmalıdır. Zaman zaman kesim işlemi illegal olarak yol kenarlarında, bahçelerde yapılmaktadır. Bu durum hayvanlardan enfeksiyonların bulaşmasını kolaylaştırmaktadır. Kurban kesimi mutlaka tecrübeli kişiler tarafından gerçekleştirilmeli ve kesim yapacak kişilere kesim ve enfeksiyon bulaşının önlenmesi için eğitim verilmelidir. Kurban kesimi sırasında kan ve hayvanın vücut sıvılarından bulaşmayı önlemek için sıvı geçirmez önlük ve kalın eldiven kullanılmalıdır, yaralanmamaya dikkat edilmelidir. Hayvan derilerine çıplak elle dokunulmamalı, hayvanlar üzerindeki keneler elle çıkartılmaya çalışılmamalıdır. Derinin hayvandan ayrılması sonucunda beslenme olanağı kaybolan keneler yeni bir konak arayışına girecektir. Deriler usulüne uygun olarak tuzlanmalıdır. Kesim sonrası enfekte olduğu düşünülen atıklar derine gömülerek imha edilebilir. Alınan bu önlemler, hayvanlardan insanlara kenelerle bulaşan diğer hastalıkların da geçişini önleyecektir.

Şehirlerde parkların ilaçlanması gereksizdir

KKKA hastalığı kırsal kesimde görülen bir hastalıktır ancak kene denilince akla ilk olarak KKKA gelmektedir ama kenelerin yol açtığı farklı hastalıklar da vardır. Bu nedenle nerede olursa olsun dikkatli olmak gerekir. Parklarda görülen keneler sıklıkla köpek kenesi olup, KKKA taşımamaktadır. Bununla birlikte kene ile bulaşan başka mikroorganizmaları taşıyabilirler. Şehirlerde sokak köpeklerinin kontrolsüz olması bu tür kene popülasyonunu artışına neden olmaktadır. Geniş park alanlarının ilaçlanması ile kene eradikasyonu sağlanamamaktadır. Ayrıca kene ilaçlaması yapılırken diğer canlılarında öldürülmesi nedeniyle çevre dengesi bozulmaktadır. O nedenle şehirlerdeki park ve bahçelerin ilaçlanması önerilmemektedir. Parklarda dolaşmaya çıkartılan evcil köpekler de eve dönüş sonrası kene yönünden kontrol edilmelidir. Hayvanlardaki kenelere kesinlikle çıplak elle dokunulmamalıdır.

Doğaya salınan keklik ve sülünler kene popülasyonunun artmasına neden olabilir

Kene popülasyonunu azaltmak için doğaya salınan kanatlı hayvanlar (keklik, beç tavuğu, sülün vb.)  kenelerin beslenmesi için iyi bir konak görevi görürler. Bu nedenle bu tür yaklaşımlar kene sayısının azaltılması yerine artmasına da neden olabilir.

English